Bu yazı alıntıdır.

Bilim ve çözüm orada bir yerlerde duruyor. Yeter ki kenetlenelim ve dayanışma ruhunu hayata geçirebilelim.

Bildiğiniz gibi Bill Gates, geçtiğimiz haftalarda Microsoft’un yönetim kurulundan istifa etti ve Gates Vakfı’nın Covid-19 salgını ile mücadele için yaptığı çalışmalara yoğunlaşacağını açıkladı. Financial Times’a verdiği röportajında ise pandeminin boyutlarıyla ilgili çarpıcı bilgiler vererek, önümüzdeki süreçte hükümetlerin salgın hastalık araştırmalarına daha fazla yatırım yapmak zorunda olduğuna değindi.

Röportajın tamamını merak edenler için linke bırakıyorum.

Röportajda çarpıcı olan bir nokta, gelişmekte olan ülkelerin gündelik yaşam koşulları sebebiyle salgını önlemekte ciddi zorluklarla karşı karşıya kalacağının ifade edilmesi. Buradan çıkan önemli bir sonuç ise bu salgınla ve salgının sebep olacağı ekonomik krizle mücadelenin tek yolunun uluslararası dayanışma olduğu gerçeği. Sağlık sistemi yeterince kuvvetli olmayan ülkelerin — buna birçok Avrupa ülkesi de dahil- ve zayıf ekonomilerin bu dönemi desteksiz atlatabilmesi zor görünüyor.

Elbette ihtiyacı olan ülkelere önemli miktarda tıbbi yardımın ve sağlık görevlisi desteğinin sağlandığını biliyoruz. Peki finansal yardım konusunda dünyada neler oluyor?

Geçtiğimiz günlerde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, koronavirüs salgınının yarattığı krizi İkinci Dünya Savaş’ından beri yaşanan en büyük kriz olarak nitelendirdi. Guterres, bu krizin her ülkede ciddi resesyona sebep olabileceğine dikkat çekti ve uluslararası topluma dayanışma çağrısı yaptı. Dünyanın en yoksul ülkelerine salgınla mücadeleye katkıda bulunacak 2 milyar dolar tutarında bir küresel insani yardım planı başlattı.

G20 ülkeleri de gelişmekte olan ve kriz nedeniyle mali olarak zora düşen ülkelere destek vereceğin açıkladı.

Öte yandan Avrupa Birliği’nin salgınla mücadelede ortak bir kriz planı uygulayamaması ve salgından ağır şekilde etkilenen İtalya’nın yardım çağrılarına yanıt verememesi AB’nin uzun yıllardır sorgulanan sürdürülebilirliğini yeniden gündeme taşıdı.

Krizin en başından beri İtalya’nın İspanya ve Fransa’yla birlikte talep ettiği “koronabond”ların, yani hükümetlerin Covid-19 salgınıyla mücadele edebilmek için aldığı borçların AB üyelerince ortaklaşa ödenmesi talebi Almanya, Avusturya, Hollanda, Finlandiya gibi ekonomileri güçlü kuzey ülkelerince mütemadiyen reddediliyor. İspanya, Yunanistan, İtalya, Portekiz gibi ülkelerdeki AB karşıtlığı daha da derinleşiyor.

Nihayet geçtiğimiz günlerde, günler süren müzakerelerin ardından 500 milyar euroluk destek ön gören bir yardım paketi açıklandı. Daha önce Yunanistan’ı iflastan kurtaran Euro İstikrar Mekanizması (ESM) ile salgından en fazla etkilenen ülkelere ucuz kredi desteği verilmesi kararlaştırıldı.

Tüm dünya bu krizlerin bedelini kimin nasıl ödeyeceğini tartışıyor, zayıf ekonomilerin desteklenerek global depresyonun etkilerini minimize etmeyi hedefliyor. Ama ne yazık ki samimi ve gerçek bir uluslararası dayanışmaya ihtiyacımız olan böyle bir dönemde, bu tabloyu tam olarak gördüğümüzü söylemek pek mümkün değil.

Dünya savaşlarıyla ve bir dizi başka felaket ile mücadele ettiğimiz geçen yüzyılın acı tecrübeleri, daha barışçıl ve güven içinde yaşayacağımız bir dünyaya dair inançlarımızı artırmıştı.

Gates, röportajında her 20 senede bir benzer bir virüs salgını ile mücadele etmek zorunda kalabileceğimizi söylüyor.

Umarım biz dünyanın daha fazla insan için yaşanılabilir ve güvenli bir yer olabileceğine dair umutlarımızı sorgulamaya başlamadan önce uluslararası toplumun önde gelen figürleri üzerlerindeki sorumlulukları etkin olarak sorgularlar. Ancak o zaman böylesi küresel felaketlerle mücadelemiz tam anlamıyla başarıya ulaşır.

Gates’in söylediği gibi “The science is there”. Her şeyin çözümü bulunur, yeter ki kenetlenelim.

The post The Science Is There appeared first on Başlangıç Noktası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir